|
|
"Kur'ân şiir midir? Değildir. Fakat O'nun şiir olupolmadığını ayırmak müşküldür. Kur'ân, şiirden daha yüksek bir şeydir.Bununla beraber Kur'ân ne tarihtir, ne de hal tercemesidir. O İsa'nındağda irad ettiği mev'ıza gibi bir şiir mecmuasıdır... O birPeygamberin sesidir. Öyle bir ses ki, O'nu bütün dünya dinleyebilir. Busesin akisleri saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlıyor.Bu sesin tebliğ ettiği din, önce nâşirlerini bulmuş, sonra yenileşmeyecan atan imâr edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir. Bu sayededirki, Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı Avrupa'nın üzerine çökenbunaltıcı karanlıklarını yarmış ve bu hâdise Hristiyanlığın en karanlıkdevirlerini yaşadığı bir zamanda olmuştur."
(Dr. Johnson)
Hikmet-iİlâhiye son Peygamberin mucizesini, harikaları hiç bitmeyen bu kitapile olmasını îrad etmiştir. Araştırıldığında sadece Kur'ân'ınpeygamberlere indirilmiş diğer semavî kitaplar içerisinde hidâyet ilei'câzı bir araya dercettiği görülecektir. Zira diğer kitaplar AllahuTeala'nın peygamberlerini teyit ettiği farklı mucizeler ile gelmiştir.
Bundandolayı Müslüman ve insaf ehli gayr-i müslimler, kesin olan bu hususüzerinde ihtilaf etmemişlerdir. O da Kur'ânın mu'ciz bir kitap olmasıözelliğidir. Ancak bir kısım ulema Kur'ân'ın i'câzının; dil yönündeni'câzı dışında ilmî yönden i'câzı ve teşriî (kanun koyma) i'câzı gibiçeşitlilik arz ettiğini söylemişlerdir.
Diğer bir grup alimlerise Kur'ân'ın sadece dil yönünden i'câzı olabileceğini iddia etmişler,diğer gaybî haberler, ilmî işaretler ve teşriî hikmetlerin kesinlikleKur'ân icazının içerisinde olmadığını söylemişlerdir. 1 BöyleceKur'an-ı Kerim'de tehaddi (meydan okuma) makamında gelen âyetlerdensadece dil yönünden tehaddi kastedildiğini iddia etmişlerdir.
Eskiulemadan yukarıda zikredilen görüşlerin ilkini söyleyen Hüccetü'l-İslamİmam Gazalî,2 İmam F. Râzî,3 ve Hafız es-Suyutî 4 zikredilebilir.
İkinci gruba giren ulema arasında da İmam Ebu İshak eş-Şatibî gelir.5
Çağdaşlaragelince aralarında Reşit Rıza, Mustafa el-Meragî, Prof. AbdülvahhapHamûde ve Prof. M. Ahmed el-Gemrâvî'nin bulunduğu bir kısım âlimler deilk görüşü paylaşırlar.
Seyyid Rıza ilmî i'câzdan bahsederken der ki: Allahu Teala buyuruyor: "Biz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik." (Hicr, 15/22)
Buâyet hakkında yağmurun yağmasına sebep olan bulutlardaki soğukrüzgarların etkisinin erkek hayvanların dişilerim aşılaması ileteşbihen anlıyor ve öyle yorum yapıyorlardı. Avrupalı ilim adamları buyorumla karşılaşınca ilmin henüz bu seviyeye gelmemiş olduğunu iddiaettiler, ve Kur'an'ı araştıran bazıları Arapların kendilerini ilim vefen düzeyinde geride bıraktığını söylediler. Mesela geçen yüz yıliçerisinde Oxford Üniversitesi Arapça hocası müsteşrik Ecniri: Devesahipleri rüzgarın ağaç ve ürünleri aşıladığını Avrupalılardan 13yüzyıl öncesinden biliyorlardı dedi.6
Mustafa el-Meragî de"Tefsir için âyetleri ilme ve ilimleri de âyetlere zorla uydurmayaçalışmamalıyız. Ancak âyetin zahiri, kesin olan ilimle uyuşuyorsa budurumda o anlamıyla tefsir ederiz" der.7
Prof. AbdülvahhapHamûde: "Kanaatimce âyetlerin işaret ettiği sırları ve hikmetiaçıklayan ilme çok ihtiyacımız var. Arapların daha önceden o ilmîgerçek hakkındaki bilgisinin az olması ve kendilerince alışılmışındışında bir olgu olması zarar etmez. Zira Kur'ân bütün insanlığa inmişolup herkes istidadı ve ihtiyacı ölçüsünde yararlanır. Bu durum(Kur'ân'ın ilm-i i'câzı) da Kur'an'ın taşıdığı irşad vazifesi vehedeflediği hidâyet gerçeği ile ters düşmez. Zira ilmin temas ettiği,esrarını ortaya koyduğu ve i'câz parıltısı ile aydınlattığı nicehikmetler olabilir"8 der.
Prof. Gamravî ise bu konu hakkında:"Çağdaş müfessirlerin en büyüğü Şeyh Muhammed Abduh bize gökyüzünün yerçekimi kanununa göre tefsir etmiştir. Bu da tefsirde bir çığırdır.Ameli fetva da Kur'an'daki kevnî âyetlerin tefsirini uzman bilimadamlarının ortaya koyduğu gerçeklerle ters düşmemek kaydı ile mübahgörmektedir."9 der.
Başka bir yerde de: "Bu hususta açıklayıcıörnekler vermeden önce iki konuya dikkat etmemiz gerekmektedir.Birincisi lafzın işaret ettiği açık karineler olmadıkça hakikat mecazatercih edilmez. Çünkü bu temel kaideye ters düşülmesi Kur'ân tefsirindebirçok yanlışlık ve karışıklığa yol açabilir. İkincisi, Kur'ân'ın kevnîâyetlerini ilmin kesinlik ifade eden verileri olmadıkça tefsiretmemeliyiz. Aynı şekilde teori ve nazariyelerle de tefsir edilmez.Zira ilmî hakikatler doğru tefsire giden yoldur. Bunun dışındaki zannîve teorik bulgular her an düzeltilmeye, dolayısıyla değişmeyemahkumdur"10 der.
Yukarıda zikrettiğimiz örneklerde görüldüğügibi isimleri mezkur âlimlerin Kur'an i'câzı hususundaki görüşleriböyledir. Onların bu mevzu hakkındaki hassasiyetleri özellikleKur'ân'ın kevnî âyetlerinin ilimce gayr-i sabit teoriler ve delâletettiği lügat mânâsı dışında tefsir edilmesi yönünde olmuştur. Şimdionlara bu mevzuda muhalefet edenlerin tanıtımına geçelim. Bunlarınbaşında et-Tefsir ve'l-Müfessirun sahibi Prof. Zehebî gelir.11 Birdiğeri de Mahmut Şâkir'dir. Ez-Zahiratü'l-Kur'âniyye adlı kitabınınmukaddimesinde şöyle der:
".....4. Mesele: Kur'ân aynısını veyaon suresini getirebilmeleri için onlara meydan okumasıyla nefislerindebu kelamın beşer sözü olamayacağı düşüncesi yerleşmiştir.
......7.Mesele: Kur'ân'da var olan gaybî haberler, teşri'e ait incelikler veAllah'ın yarattığı mükevvenat içindeki âyetlerin ve delillerininşaheserliği i'câza yol açan bu meydan okumanın dışında kalmıştır. Bütünbu sayılan hususiyetler Kur'ân'ın Allah indinden geldiğinin deliliolması yanında nazmı ve üslûbu açısından beşer kelamının nazım veüslubundan farklı olmalıdır".12
Bu konuda kesin hükme varabilmekiçin tahaddi âyetlerini değişik tefsir metodlan çerçevesindeincelememiz gerekecektir. Bu âyetler Tur, Hud, Yunus ve Bakarasurelerinde bulunmaktadır.!*)
"Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler."(Tur, 52/34)
"YoksaKur'anı kendisi uydurdu mu diyorlar. De ki: Eğer doğru iseniz Allah'tanbaşka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da sizde onun gibiuydurulmuş on sure getirin." (Hûd, 11/13)
"Yoksa onu uydurdu mudiyorlar. De ki eğer sizler doğru iseniz Allah'tan başka gücünüzünyettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sure getirin."(Yunus, 10/38)
"Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi birşüpheye düşüyorsanız haydi onun benzeri bir sure getirin, eğeriddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi(yardımcılarınızı) de çağırın." (Bakara, 2/23)
Bu âyet-ikerimelerin üzerinde dikkatle durulduğunda tek bir mevzu üzerindebirlikteliğiyle beraber birçok yönden farklılıklar arzetmekte olduğugörülecektir.
Birincisi: Bunlardan ilk üç âyet nüzul açısından Mekkî iken Bakara suresindeki son âyet tartışmasız Medenîdir.
İkincisi:İlk üç âyet Kur'ân-ı Kerim'in aralarına indiği Araplara hitapetmektedir. Fakat Bakara suresindeki âyet ise daha geniş bir dairedebütün insanlığa hitap etmektedir.
Bu âyetlere tekrar dönecekolursak zikrettiğimiz bu hususları şüphe duymaksızın idrak ederiz. Bumeyanda sadece Bakara suresindeki şu âyet-i kerimeyi okumamızyetecektir."
"Ey insanlar sizi ve sizden öncekileri yaratanRabbinize kulluk ediniz! Umulur ki böyle korunmuş olursunuz. (Allah'ınazabından kendinizi kurtarmış olursunuz). O Rab ki, yeri sizin için birdöşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla,size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bilebile Allah'a şirk koşmayın. Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangibir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğeriddianızda doğru iseniz Allah'tan gayrı şahidlerinizi(yardımcılarınızı) de çağırın."(Bakara, 2/21-23)
Kimse buâyetleri okuduktan sonra bu âyetlere muhatabın sadece Araplar olduğunuiddia edemez. Üçüncü fark ise üslup yönündendir. Zira ilk üç âyet de(meselü) (min) harfi olmaksızın gelmiştir. Oysa Bakara suresinin âyeti(Fe'tû bisûratin min mislihi) der. Kanaatimizce bunun sebebi (Allahualem) buradaki (min)'in mânâsı teb'iz olup zamir de Kur'ân'a râcidir.Takdiri de Kur'ân-ı Kerim'de var olan bütün i'câz şekillerindendir.Yani Araplar Kur'ân'a sadece nazmı, belagatı ve dil mahareti açısındanmeydan okurken, Kur'ân da onlara aynı hususlarda meydan okumaktadır.Bakara sûresi, âyetinin muhatabı olan Arap olmayanlar yani bütüninsanlıkta onu dil mahareti de içinde olmakla beraber daha önce zikrigeçen değerleri, teşrii, i'câzı, enfüs ve âfâkî yönü, işaret ettiğiilimleri ve sosyolojik vasıflarına meydan okurken Kur'an-ı Kerim deonlara bu hususlarda meydan okumaktadır. İşte bütün bu mânâları kısaca(min) harfinden anlamaktayız. 13
Buraya kadar anlatılanlardansonra şöyle diyebiliriz: Tahaddi âyetleri bir konu üzerinde ittifaketmesiyle beraber son aşama diyebileceğimiz Bakara suresi âyeti nüzul,siyak ve üslup açısından diğerlerinden farklılık arzetmektedir. Zirabirinci aşamada tahaddi beyânî yani dil yönüyle ilgili olup Araplarınsahip olduğu ve boy ölçüşebileceği tek şey de dil maharetleridir. Amabütün insanlığa hitap eden Bakara âyetinde ise tahaddi umumî olupsadece dil yönünü içermemektedir. Bundan dolayıdır ki Bakara âyetibahsi geçen tehudî merhalelerinin sonuncusudur.
O halde Kur'âni'câzı sadece dilin belâğî yönü ve üslubunun güzelliği ile değil buradamevzumuzun dışındaki birçok hususiyetlerle de alâkalıdır. Bununlaberaber Kur'ân'ın belâğî ve dil yönünden i'câzı diğer i'câz çeşitleriiçerisinde en önemli olanıdır. Çünkü Kur'ân'ın tamamı ile alâkadardır.Kısası ile, uzunu ile hiçbir sure hatta âyet bunun dışına çıkamaz. Buhusus diğer i'caz çeşitleri için aynı değildir.
Kur'ân'ın beyânî i'cazı aşağıdaki başlıklar çerçevesinde sıralanabilir.
1)Nazım (şekil): Bununla surelerdeki âyetler, âyetlerdeki cümleler vecümlelerdeki Kur'ân kelimelerinin eşsiz tertibini kastediyoruz. Butertip mânâ ile doğrudan irtibatlıdır. Bu hususta Abdulkadir Cürcânî:"O nefislerdeki mânânın tertibine göre sözdeki lafızlarınsıralanışıdır" der. 14
2) Üslup: Bu Kur'ân'ın müteaddit konularının dizelenme şeklidir.
3) Kelimeler: Bu, araştırmamıza konu olan bölümdür.
Ohalde beyânî i'câz bazı ulemanın dediği gibi sadece şekliilgilendirmiyor. Aynı anda kelimeleri de içine alıyor ve bu anlamdaşekil ve kelimenin seçimi beraber geliyor. İmam Hattabî bizim kararkıldığımız bu görüş doğrultusunda şöyle der: "Kelam şu üç unsur üzerinekaimdir: Muhteva yönünden zengin lafız, onunla kaim olan anlam veikisini birbirine bağlayan şekil. Dikkat edersen Kur'an'da bu üç unsuren üst mertebededir. Öyle ki onun sözcüklerinden daha fasih, anlamcadaha zengin ve daha tatlı bir lafız olamaz. Ondan nazım yönüyle venazmı ile uyum içerisinde daha güzel bir eser bulunamaz." 15
İmamHattabî görüldüğü gibi zikredilen bu hususiyetlerin hepsini i'câzîbeyân olarak kabul etmektedir. Daha sonra bize lafızların ehemmiyetinive ne derece değer taşıdığını şöyle ifade etmektedir: "Bil ki busıfatların bir araya geldiği belagatın temel direği, kelâm türlerininihtiva ettiği lafızların her birini yerli yerine oturtmaktır. Öyle kionun yerine başka bir lafız yerleştirildiğinde ya kelamın bozulmasınayol açacak şekilde bir mânâ değişikliği ya da belagatın düşmesine sebepolacak güzelliğin yok olması görülecektir. Bu meyanda mânâlarıbirbirine çok yakın lafızlar var olup birçok kimse hitabın kasdettiğimânâyı açıklamada bunları aynı olarak zanneder ve kabul ederler." 16
(Çev. Dr. Cüneyt EREN)
DİPNOTLAR
1.Bak: "Üstad Mahmut Şakir'in ez-Zahire el-Kur'aniyye adlı eserininmukaddimesi, Nazratün Cedidetün fi Dirasatil-Kur'an, Malik b. Nebi Çev:Abdussabur Şahin, Mektebetu Daru'l-Urube II, baskı S.4
2. İhyau Ulumi'd-Din, el-Gazalî Mısır 1358 C.1 S.358
3. Tefsiru'r-Razî, F, er-Razî Matbaatu'l-Behiyye C.14 S.120-122
4. el-Itkan fi Ulumi'l-Kur'an, Celaleddin es-Suyutî Mısır 3.Bas.1370 C.2 S.125-131
5. el-Muvafakat fi Usûli'ş-Şeria, Ebu İshak eş-Şatibî Mısır C.2 S.79-80 6.Tefsirul-Menar, el-Kahira 1379 C.1 S.210
7. Mecelletü'l-Ezher C.6 S.635
8. Mecelletül-Livaü'l-İslam, sayı 10
9. Mecelletü Ehva'yul-İslâmî 1968 sayı 44
10. Mecelletü'r Risale sayı 705
11. et-Tefsiru ve'l-Müfessirun, ez-Zehebî, 1381 C.3 S.157
12. Mukaddimetu'z-Zahiretül-Kuraniyye S.24
(*) Konu ile açıklayıcı bilgi için bkn: İşârâtu'l-İcaz, Bediüzzaman Said Nursi, Sözler Yayınevi, S.146-154
13.Kur'ân-ı Kerim malum olduğu üzere sadece indiği asra hitap etmediğindendolayı bu meydan okuma ilâyevmil kıyame devam edecektir. (çev)
14. Delâilü'l-İ'caz, Beyrut 1398 S.67
15. Selasü Resail fi İ'cazî'l-Kur'ân (Rummânî, Hattabî, Cürcânî) İbrahim el-Hattabî, Darul-Maarif, Mısır S.27
16. A.g.e. S.29
Yeni Ümit Dergisi (28. Sayı Nisan, Mayıs, Haziran 1995)
Yazar:F. Hasan Abbas
Kaynak: http://www.kuran.tv/index.php?s=makale&aid=791
Categories: kUR'AN, islam, din